16 Haziran 2009 Grup toplantısı
Değerli misafirler, değerli milletvekili arkadaşlarım,
Yeni bir grup toplantımızda sizlerle bir aradayız.Toplantımıza iştirak eden misafirlerimizi şahsım, grubum adına en kalbi duygularla selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündeminde, ülkemizi ve milletimizi çok yakından ilgilendiren birçok tasarı ve teklifler bulunuyor.
Zamanla yarıştığımız bu süreçte her geçen günü çok iyi değerlendirmemiz, azami verimi elde edecek şekilde
Genel Kurul'u çalıştırmamız gerekiyor.
Temenni ediyoruz ki, önümüzdeki haftalarda muhalefet yapıcı bir şekilde davranır, Genel Kurul çalışmalarına olumlu bir şekilde katkı yapar ve milletimizin dertlerine derman olacak yasaları daha fazla vakit kaybetmeden, süratle çıkarırız.
Şunu tüm samimiyetimle ifade etmek istiyorum:
Biz, milletimizin beklentilerine, milletimizin taleplerine cevap vermek için, yine milletimiz tarafından burada görevlendirildik.
Milletimiz bize, kendisinin ihtiyaçlarına cevap verecek, kendisinin meselelerine çözüm olacak yasaların ve düzenlemelerin yapılması için yetki verdi ve biz o yetkiyle buradayız.
Hafta içinde de ifade ettim:
Milletimize söz verdiğimiz yasaları çıkarıncaya kadar tatil bize haramdır.
Biz üzerimizde milletin emanetini taşıyoruz...
Bizim siyaset anlayışımız bu emanet bilinci üzerine inşa edilmiştir ve biz bu emanete asla ve asla halel getirmeyeceğiz.
Gerekirse 24 saat çalışırız, gerekirse
365 gün 6 saat çalışırız...
Ümit ederiz ki, önümüzdeki günlerde muhalefet partileri de aynı sorumlu ve duyarlı davranışı sergiler, daha yapıcı bir tutum takınır.
AK PARTi olarak bizler, milletimiz için hizmet ürettikçe, çözüm ürettikçe, milletimizin yüzünün güldüğünü gördükçe, en önemlisi de aziz milletimizin hayır dualarına mazhar oldukça biz tüm yorgunluğumuzu üzerimizden atıyoruz.
Ben, grubumuzun da bu anlayış içinde olduğunu, bu aşk ve coşkuyla çalışmaları sürdüreceğine tüm kalbimle inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım,değerli misafirler,
Bir süredir ekonomik göstergelere ilişkin sevindirici gelişmelere hep birlikte şahit olduk..
Geçtiğimiz hafta kapasite kullanım oranları açıklandı ve bir önceki aya göre kapasite kullanımının 3,6 artış kaydettiğini gördük.
Yine, dün Mart ayı işsizlik rakamları yüzde 15,8 olarak açıklandı ve orada da bir önceki aya göre az da olsa bir düşüş kaydettik.
Ancak, şurası son derece önemli, Şubat ayından Mart ayına iş gücü arzı yaklaşık 342 bin kişi artmış, buna rağmen işsiz sayımız 25 bin kişi azalmış durumda. Yani 367 bin kişi bu dönemde işe yerleşmiş ki, bu da son derece sevindirici ve umutlandırıcı bir gelişme olarak karşımızdadır.
Bu eğilimin bu şekilde devam edeceğini, aldığımız tedbirlerle işsizlikteki düşüşün yaz aylarında daha bir ivme kazanacağını tahmin ediyoruz.
Nitekim, dün Bakanlar Kurulumuzda bir karar aldık ve Kısa Çalışma Ödeneği başvuru süresini 6 ay daha uzattık.
Bu arada biliyorsunuz dün bakan arkadaşım açıkladı:
Kredi kartları ve kredi kartı mağdurlarıyla ilgili çok köklü bir düzenleme yapıyoruz.
Hazine Müsteşarlığımız, Merkez Bankamız, BDDK ve Bankalar Birliği'nin ortak çalışmasıyla, 875 bine yakın kredi kartı mağduru vatandaşımıza böylece çok önemli bir fırsat sunuyoruz.
Ben ödeme güçlüğü içine girmiş vatandaşlarımızın bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirme-lerini tavsiye ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.
Şu hususu özellikle bilmemiz gerekiyor, kredi kartı bir borçlanma yolu değildir. Vatandaşlarımız, borçlanmak için kredi kartını değil, tüketici kartını kullanmalıdır. Aksi halde yaşadığımız olumsuz tablo, bugün çözülse bile, yarın tekrar eder.
Tüm vatandaşlarımızın bu konuya daha hassasiyetle yaklaşmasını diliyorum.
Ekonomide son olarak bir hususu da burada açıklamak istiyorum: Biliyorsunuz, piyasanın canlanması noktasında bazı ürünlerde Özel Tüketim vergisi ve Katma Değer Vergisi'ni 3 ay süreyle indirmiştik.
Dün bu süre sona erdi. Aldığımız yeni bir kararla, otomobil, beyaz eşya, bilgisayar ve mobilya gibi bazı ürünlerde farklı oranlarda indirimler yaparak, süreyi 30 Eylül 2009 tarihine kadar bir kez daha uzattık.
Bu düzenlemenin de ülkemize ve ekonomimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye, farklı kültürlerin, farklı etnik grupların, farklı mezheplerin, farklı inanç ve kültürlerin asırlardır iç içe yaşadığı, bir arada hemhal olduğu bir ülke.
Bu farklılıklar bizim için bir zenginliktir, bu farklı unsurların hepsi bu ülkenin asli unsurudur.
Bu unsurlar içinde kimsenin bir diğerine göre üstünlüğü, kimsenin bir diğerine göre önceliği yoktur, olamaz.
Bu farklı yapı içinde, hiç kimsenin diğerini ötekileştirmeye, yabancılaştırmaya, dışlamaya, horlamaya hakkı olamaz, hiç kimse kendinde böyle bir hak göremez.
Bu bakımdan herkesin karşılıklı olarak empati kurması, karşılıklı olarak birbirini anlama çabası göstermesi, toplumsal barış adına, toplumsal uzlaşma adına, huzur ikliminin güvence altına alınması adına bu büyük bir önem taşımaktadır.
Bizler, tarihimizi değerli arkadaşlarım birlikte inşa ettik, geleceğimizi de aynı şekilde, yine birlikte inşa ediyoruz birlikte inşa edeceğiz.
Biz, AK PARTi olarak bu konuda son derece hassas bir çizgi üzerinde yürümeye devam ediyoruz.
Bütün toplumsal kesimlere eşit mesafede duruyor, farklılıklarımızı, çeşitliliklerimizi zenginlik olarak görüyor, hepsini aynı içtenlikle, aynı samimiyetle sahipleniyor, benimsiyoruz.
Bakınız, geçen hafta Alevi vatandaşlarımızın problemlerine bir hal çaresi bulmak maksadıyla bir dizi toplantıya başladık ve bununla ilgili olarak ilgili bakanlığımız bir Alevi Çalıştayı düzenledi.
Bu toplantılar, ülkemiz için, milletimiz için, toplumsal barışın tesisi için tarihi bir fırsattır, son derece büyük bir imkandır.
Bu toplantılar, farklı kesimlerin, işin uzmanlarının, ilgili taraflarının katılımıyla devam edecek.
Alevi kardeşlerimizin asırlardan bu yana devam eden bir kısım sorunlarına kalıcı, tatmin edici bir çözüm üretmek için elimizden geleni yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz.
Biz hiçbir vatandaşımızı mağdur ve mahrum görmek, hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış hissettiğini görmek istemeyiz.
Biz, Alevi meselesini başından itibaren siyaset üstü bir zeminde ele aldık, bundan böyle de süreci asla ve asla politize etmeden, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir yaklaşımla idame ettirmeye kararlıyız.
Diğer siyasi partilerden de aynı yaklaşımı, aynı hassasiyeti bekliyoruz.
Elbette mesele siyaseten çözüme kavuşturulacak, elbette siyasetçilerin çözüme katkısı olacaktır, olmalıdır.
Ancak konuyu siyasetin limitleri, gündelik siyasetin beklentileri ekseninde tartışmaktan, popülist, fırsatçı, istismarcı yaklaşıma çekmekten özenle kaçınılmak durumundayız.
Bunun altını özellikle çiziyorum:
Kimse buradan siyasi bir rant elde etmeye niyetlenmemeli, kimse birden bire ‘Ben sizden daha fazlasını veririm anlayışıyla hareket etmemeli', böyle bir yarışına girmemeli, gerginlikten beslenmemeli, böyle bir yola meyletmemelidir.
Herkesin aklıselim ile, sağduyu ile, sorumluluk şuuruyla açıklamalar yapması, hareket etmesi lazımdır.
Meseleyi popülist nazarla ele alanlar, kalıcı çözümler yerine aceleci çözümlerle, ileride daha da büyük zararlara, daha büyük toplumsal yaralara yol açabileceklerini unutmasınlar.
Her şeyi yeniden ele almaya, her şeyi yeniden tartışmaya ihtiyacımız var.
Bu toplumun eşit yurttaşları olarak her bir ferdimizin ülkemizin esenliği, birlik ve beraberliği için seferber olduğundan eminiz.
Tarih boyunca olduğu gibi bugün de kırgınlıklar, ihmaller, göz ardı etmeler, gözden kaçırmalar, önyargılar olduğunu kesinlikle biliyoruz.
Önemli olan, bütün bunların üstesinden gelebilecek samimi bir çabanın, samimi bir ortak iradenin oluşmuş olmasıdır.
Biz, Hükümet olarak bu samimi çabanın, bu samimi gayretin içindeyiz.
Çok olumlu, son derece umut verici ilerlemeler kaydediyoruz. Ama bunu rant aracı haline getirmek isteyenlere de kusura bakmasınlar fırsat vermek istemiyoruz. Bunu da böyle bilelim.
İnanıyorum ki, herkesi tatmin edecek sonuçlara da yine hep birlikte ulaşacağız.
Değerli milletvekilleri arkadaşlarım,
Değerli misafirler,
Bu arada partimizin il kongreleri büyük bir coşku ve heyecan içinde devam ediyor.
İstisnai birkaç olay dışında şu ana kadar yapılan il kongrelerimiz barış içinde ve demokrasi atmosferinde tamamlandı, yeni il yönetimleri belirlendi. Önümüzdeki haftalarda da kongrelerimiz devam edecek.
Her haftasonu şahsen iki ile gidiyorum ve burada teşkilatlarımızla buluşuyor, valilik, belediye ziyaretleri yaparak oralarda şehrin sorunlarıyla ilgili brifingler alıyorum. Bu arada kendi üslubum içerisinde ziyaret edebildiğim bazı vatandaşlarımızı da gidip evlerinde ziyaret etmek suretiyle onlarla da hemhal olmanın gayreti içerisindeyim.
En son Kars ve Şanlıurfa'da il kongrelerimize katıldım, önümüzdeki hafta İzmir ve Kahramanmaraş İl kongrelerimize katılıp buradaki kardeşlerimizle buluşacağım.
Gönül ister ki 81 vilayetimizdeki her bir kongreye katılayım, orada kardeşlerimle buluşayım, teşkilatımla kucaklaşayım... Ancak, yurt içinde, yurt dışında yoğun programlarımız oluyor, örneğin Pazar günü İzmir kongresine katılacak, arkasından Atina'daki bir başka programa iştirak etmek suretiyle oraya geçecek, ertesi sabaha Kahramanmaraş'a yetişeceğiz.
Ülkemiz bizden hizmet bekliyor, milletimiz bizden hizmet bekliyor... Ama bizim gidemediğimiz illere bakan arkadaşlarım, genel başkan yardımcısı arkadaşlarım katılmak suretiyle bu heyecanı paylaşıyorlar.
Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Böyle bir teşkilata sahip olduğumuz için, böyle teşkilat mensuplarına sahip olduğumuz için gerçekten çok çok mutluyuz ve bütün kongrelerimizde salonların coştuğunu, heyecanın doruklara ulaştığını, ağırbaşlılık içinde, vakar içinde, demokrasi kültürünü özümsemiş biçimde gönüldaşlarımızın yeni bir sürece hazırlandıklarını müşahede ediyoruz.
Yüzlerdeki heyecan, gözlerdeki ışık, gönüllerdeki sevda her şeyi anlatmaya yetiyor...
Susuz gönüllere su serpen, çölleri vahaya çeviren, kurak toprakları bereketle buluşturan, dinamik, coşkulu, sevdalı kadromuz, il kongrelerimizde tazeleniyor, yenileniyor ve yeniden yola revan oluyorlar.
Ben inanıyorum ki, demokrasi tarihimizde çok az siyasi parti bu denli dinamik bir teşkilata sahip olabilmiştir.
Bu hareketin her bir mensubu, 14 Ağustos 2001'de partimizi kurduğumuz andan itibaren ortaya yüreğini koydu, görüyorum ki, aynı şevkle ve aynı aşkla yüreğini bu hareketle paylaşmaya devam ediyor.
AK PARTi ile Türkiye, ulaşılamaz gibi görünen hayallerine tek tek ulaştı.
Bu teşkilat arkamızda olduğu sürece, bu milletin hayır duası bizimle birlikte olduğu sürece inşallah Türkiye çok daha ileri hedeflerine ulaşacak ve yıllardır arzuladığı seviyeleri tecrübe etme imkanına kavuşacak.
İşte bu hafta Şanlıurfa Havaalanından indik ve şehre giderken hamdolsun baktık ki yollar duble yol olarak 3-4 kilometrenin dışında tamamlanmış vaziyette. Iki gidişiyle, iki gelişiyle Şanlıurfa'ya bir farklılık kazandırdı. Kongreden sonra Bozova ilçesine gidelim istedik, Bozova ilçesine gittik ama giderken baktık ki bir gidiş bir geliş. Tabi o yol aynı zamanda Adıyaman yolu. Karayolları bölge müdürümüzle de görüştük, Ulaştırma Bakanımla da dün aynı şekilde konuyu görüştük ve inşallah Şanlıurfa- Adıyaman arası yolu da duble yol haline getirmek için arkadaşlarımız orada süratle çalışmayı bu yaz başlatıyorlar ve Adıyaman-Şanlıurfa arasındaki bu hareketli trafiği inşallah çok daha rahatlatacak olan bu adımla birlikte gerek Adıyamanlı vatandaşlarım gerekse Şanlıurfalı vatandaşlarım burada da ciddi manada rahatlayacaklar. Böyle bir adımı da orada atmış bulunuyoruz. Bu vesileyle Bozova'ya gidişimiz oradaki kardeşlerimizi de ciddi manada heyecanlandırdı ve Belediye Başkanımızın orada yapmış olduğu çalışmalarla inşallah orada da yeni bir süreç başlamış oluyor.
Bu teşkilat durmak yok yola devam anlayışıyla gece gündüz demeden bu çalışmalarını sürdürecek
AK PARTi, bu aziz milletin partisidir.
AK PARTi'yi her zaman söylüyoruz millet kurmuştur.
Bizim meş'alemizi millet yakmıştır.
AK PARTi, sadece kendisine gönül verenlerin, sadece kendisine oy verenlerin değil, bu ülkede yaşayan 71,5 milyon vatandaşımızın ortak ideallerini savunan bir partidir. Bütün bunların ötesinde, AK PARTi, demokrasiye gönül vermiş, halkın iradesinin ve halkın tercihinin her şeyin, ama her şeyin üzerinde olduğuna bütün kalbiyle inanmış bir partidir.
Demokrasilerde hükümetleri millet kurar ve millet görevden alır.
Milletin iradesiyle, milletin tercihleriyle oluşmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde hiçbir güç, hiçbir irade, hiçbir merci yoktur ve olamaz.
Millet iradesini zayıflatmaya, milletin iradesini yok saymaya niyetlenmiş her türlü girişim, karşısında yine bizzat milletimizi ve onun temsilcilerini bulacaktır.
Geçmişte, demokratik iradeye yönelen her teşebbüs, aslında milletimize yöneldi, hukuk sistemimize yöneldi, ülkemizin-milletimizin gelişimine yöneldi.
Kaybeden hep Türkiye oldu, hep Türk milleti oldu...
Ekonomide kaybettik.
Demokraside kaybettik.
Dış politikada kaybettik.
Bu ülkenin itibarı, gücü, ağırlığı zedelendi.
Bu ülkeye tekrar bu bedeli ödetmeye hiç kimsenin hakkı yoktur ve olamaz.
Bizim üzerimize yüklenen ağır faturaları, ağır bedelleri yeni nesillerin üzerine yüklemeye hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi haddi de olamaz.
Bakınız, önceki hafta bir gazete, partimize yönelik bazı gizli planların yapıldığını iddia etti...
Şunu açık ve net olarak ifade ediyorum...
Eğer, bu iddialar gerçekdışıysa, devletin kurumlarını karşı karşıya getirmek, devletin kimi kurumlarını yıpratmak, bir tahrik ortamı oluşturmak gibi niyetler taşıyorsa, evet, bu vahimdir.
Eğer iddialar doğruysa mesele daha vahimdir.
Doğrusu Genel Kurmay Başkanlığımız haberin çıktığı ilk andan itibaren sorumlu ve duyarlı bir tavır sergilemiştir.
Tartışmaya konu olan belgenin sahte veya gerçek olduğunun, Askeri Yargı tarafından en kısa zamanda ortaya çıkartılması için soruşturma talimatı verilmiş ve dün yapılan açıklamada konunun takipçisi oldukları ifade edilmiştir.
"Belgenin doğruluğu ispat edilirse, sorumluların yasalar çerçevesinde yargı makamları tarafından cezalandırılacağına ilişkin güvencemiz tamdır" şeklindeki açıklama, kamuoyunca olumlu bir şekilde algılanmıştır.
Herkese düşen, bu iddiaların soruşturulmasının, araştırılmasının neticesini beklemektir.
Anayasal düzene, demokratik siyasete ve milli iradeye karşı her türlü hukuk dışı müdahale, provokasyon veya girişim halkımızın da kurumlarımızın da aynı oranda tepkisine mazhar olacaktır.
Bu tür iddialar, Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin saygınlığına gölge düşürmeye matuftur. Hiç kimse, böyle bir cüret, sorumsuzluk ve sapkınlık içinde olamaz, olmamalıdır.
Bu yüzden yargının titiz bir çalışma yürüterek ivedi olarak kamuoyunu rahatlatacak bir sonuca ulaşması, tüm toplumumuzun beklentisidir.
Yine hiç kimse, bu olayı ve işleyen süreci istismar ederek, kurumlarımızı birbirine düşürme, yıpratma, fitne çıkarma yaklaşımı içine girmemelidir.
Kurumlarımızın birbirine güveni tamdır. Tüm kurumlarımız, hukuka, anayasal sisteme ve demokratik yapıya bağlıdır, tam bir inanç içindedir.
Kurumlar arasında güven bunalımı oluşturmaya dönük gayretler, sadece taraflara değil, tüm Türkiye'ye zarar verir.
Türkiye Cumhuriyeti, her türlü iddiayı araştırıp açığa çıkaracak kabiliyete de sahiptir, her türlü sorunu çözebilecek olgunluğa da ulaşmıştır.
Bu iddialar karşısında sorumluluk sahibi herkesi onurlu ve tutarlı bir duruş sergilemelidir.
Bu mesele, yalnız başına AK PARTi'nin değil, bütün Türkiye'nin ve en önemlisi de demokrasimizin ve hukuk devletimizin meselesidir.
İddialar açıklığa kavuşturulmalıdır ve gereken de bir an önce yapılmalıdır.
Biz partimiz olarak, partimize yönelik bu iddialarla ilgili suç duyurusunu yapıyoruz ve bu suç duyurusunun ardından da tabiki partimiz olarak bunun takipçisi olacağız. Bunu ortada bırakamayız. Ama inanıyorum ki gerek sivil yargı gerekse askeri yargı da üzerine düşeni yapmak suretiyle biran önce neticeye varmalıdır.
Diğer partiler net bir duruş sergilemese de, tek başına da kalsa Demokrasiyi savunmak, AK PARTi'nin vazifesidir ve AK PARTi bu vazifesini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en küçük bir ric'at sergilemeden ifa edecektir.
Şunu açık açık söylüyorum:
Biz, gelecek nesillerin karşısına, gençlerin, çocukların karşısına alnımız ak, başımız dik bir şekilde çıkmak istiyoruz.
Milletimizin karşısına, "sizin emanetinizi hakkıyla taşıdık, sarsılmadan savunduk" diyerek çıkmak istiyoruz.
İşte onun için, bu tür iddiaların, sonuç hangi yönde olursa olsun sonuna kadar takipçisi olacağız.
Başta hukuki makamlar olmak üzere, ilgili ve sorumlu tüm tarafların sorumluluklarını hakkıyla yerine getireceğine inanıyorum.
Değerli arkadaşlarım bu düşüncelerle sözlerime son verirken, yoğun çalışmalarınızda sizlere başarılar diliyor, bu haftanın da inşallah bereket içerisinde geçmesini temenni ediyor, tüm misafirlerimize tekrar selam sevgi saygılar sunuyorum, hayırlı bir hafta diliyorum.