AK PARTİ GRUP TOPLANTISI (20 Temmuz 2010)
AK PARTi Grup Toplantısı...
Başbakan Erdoğan: "Yine Bir 12 Eylül Günü 17 yaşındaki Çocukları Yağlı Urgana Taşıyan Zihniyetle Hesaplaşacağız"
AK PARTi Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu ve Erdal Eren'in idamına işaret ederek, "Tam 30 yıl sonra, yine bir 12 Eylül günü, gencecik ölümlerle, zamansız vedalarla, 17 yaşındaki çocukları yağlı urgana taşıyan zihniyetle hesaplaşacağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK PARTi grubunda yaptığı konuşmada, anayasa değişikliği referandumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Şair Nevzat Çelik'in, Eren için kaleme aldığı "Şafak Türküsü''nden dizeleri ve Pehlivanoğlu'nun idamdan önce ailesine yazdığı veda mektubunu okudu. Anayasa değişikliğinin, AK PARTi'nin, bir kişinin, zümrenin, bir partinin projesi olmadığını belirten Başbakan Erdoğan, bu paketin, Türkiye'nin topyekun ihtiyaç duyduğu, talep ettiği değişimlerin önemli bir kısmını içeren, milletin yıllardır özlem duyduğu bir Türkiye, memleket, millet projesi olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, vatandaşın, 22 Temmuzda, 29 Martta hangi partiyi tercih etmiş, bugün hangi partiye gönül vermiş, kime sempati duyuyor olursa olsun, 12 Eylülde yapacağı tercihin, siyasi partilerle ilgili değil, kendisi, kendi geleceği için ortaya koyacağı bir tercih olduğunu belirtti. Referandumu, "demokratik bir hak, ileri demokrasilerde sıkça başvurulan demokratik tercih yöntemi" olarak tanımlayan Başbakan Erdoğan, "12 Eylülde aziz milletimiz, hükümet icraatlarını, muhalefet performansını değil, kendi geleceğini, ülkenin geleceğini oylayacaktır. Bu noktada tereddüt yaşayanların, referandumu demokratik bir tercihin ötesinde, siyasi tercih olarak görenlerin kendi vicdanlarıyla muhasebelerini yaparak, aklın, demokrasinin yolunu yani 'evet'i tercih edeceklerine ben tüm kalbimle inanıyorum" diye konuştu.
"Trajik bir siyasi tarihi önünüze getireceğim"
Sözlerini, "Şu anda anlatacaklarım belki biraz farklı olacak. Yakın siyasi tarihi ama trajik bir siyasi tarihi önünüze getireceğim. Bu dram olacak ama getirmek zorundayım" diye sürdüren Başbakan Erdoğan, konuşmasının bu bölümünde duygulu anlar yaşadı, konuşmakta zorlandı.
Başbakan Erdoğan, Necdet Adalı'nın, 19 yaşında bir lise öğrencisiyken cinayet işlediği iddiasıyla 1977'de tutuklandığını anımsatarak, o dönem bir siyasi partinin İstanbul Gençlik Kolları Başkanı olduğunu anlattı. Başbakan Erdoğan, "Adalı, suçsuzluğunun ortaya çıkacağından, serbest bırakılacağından o kadar emindi ki Ulucanlar Cezaevinde arkadaşlarının firar girişimine katılmadı. Kendisini yargılayan mahkeme reisi Adalı'nın masum olduğunu iddia etti, karara şerh koydu ancak fayda etmedi. Necdet Adalı 22 yaşındayken 8 Ekim 1980'de asılarak idam edildi" diye konuştu. Şair Nevzat Çelik'in, Adalı için yazdığı ''Şafak Türküsü'' adlı şiirden bir bölüm okuyan Başbakan Erdoğan, şiirin, bu zamansız ölümü en güzel şekilde resmettiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, "Beni burada arama anne/Kapıda adımı sorma/Saçlarına yıldız düşmüş/Koparma anne/Ağlama/Kaç zamandır yüzüm tıraşlı/gözlerim şafak bekledim/uzarken ellerim kulağım kirişte/ölümü özledim anne/yaşamak isterken delice..." dizelerini salondakilerle paylaştı. Başbakan Erdoğan, Adalı'nın 12 Eylül cuntasının idam ettiği ilk genç olduğuna dikkati çekerek, "Bir televizyon kanalında o günlerin, idam kararlarının nasıl verildiğini takip ediyorsunuz değil mi? Nasıl verildiğini görüyorsunuz. Bir bu yandan, bir bu yandan..." dedi.
Başbakan Erdoğan, sonradan suçluların yakalandığını, faillerin belli olduğunu ancak Necdet Adalı'nın geri gelmediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"12 Eylülcüler, kendi ifadeleriyle asılan bir solcuyla denge kurmak için bir de sağcı idam etmek istediler. Adalı'dan sadece birkaç saat sonra 22 yaşında bir genç, Mustafa Pehlivanoğlu darağacına yürüdü. Ailesi, infazdan 3 gün sonra çocuklarını ziyarete geldiğinde, idam edildiğini öğrendiler. Mustafa'dan geriye şu satırlar kaldı, o da çok anlamlı satırlar: Sevgili anneciğim ve babacığım, Sizler beni bu yaşa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı işlediğim hataları ve suçlarımı affedin, hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar cenabı hakkın ve onun resulünün, yüce peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış, kader neyse onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi biran önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa, cenabı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Anne sizlerle helalleşmek isterdim fakat olmadı, hakkım varsa hepinize helal olsun, siz de helal edin..."
Başbakan Erdoğan, Pehlivanoğlu'nun ailesine yazdığı mektubun devamını okumakta zorluk çekti, bir süre sözlerine ara verdi. Gözleri dolan Başbakan Erdoğan, alkışlarla karşılandı. Başbakan Erdoğan, mektuba, yutkunarak ve sesi titreyerek devam etti. Başbakan Erdoğan, mektubu, "Son olarak ağbime, yengeme, yeğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, cenabı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim" cümleleriyle tamamladı.
"Erdal Eren 18 yaşından küçük olmasına rağmen idam edildi"
Bir başka ismin Erdal Eren olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, Eren'in 17 yaşındayken tutuklandığını, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevi'nde 18 yaşından küçük olmasına rağmen idam edildiğini anımsattı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Mamak'ta çektiği çileleri, gördüğü işkenceleri ve Mamak Cezaevinden yazdığı dizeleri unutmadıklarını belirten Başbakan Erdoğan, Yazıcıoğlu'ndan da, "Huzur dolu içimde, ben sonsuzluğu düşünüyorum/Ey sonsuzluğun sahibi sana ulaşmak istiyorum/Durun kapanmayın pencerelerim güneşi mi kapatmayın/ Beton çok soğuk, üşüyorum" dizelerini okudu.
Başbakan Erdoğan, 14 Mayıs 1987'de Hüseyin Kurumahmutoğlu'nun, sabah namazını kılarken, başına vurulan dipçik darbesiyle Mamak Cezaevinde genç yaşında dünyaya veda ettiğini dile getirdi. Bu zulümlerin, işkencelerin, insanlık dışı uygulamaların en yakın şahitlerinden, mağdurlarından birinin de Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, Günay'ın, 12 Eylülde hapisteyken, vefat eden babasının cenazesine katılamadığını kaydetti.
"Vicdanlarının sesine kulak verip, dürüstçe konuşsa"
Alparslan Türkeş'in, 1992'de verdiği bir röportajda DYP-SHP koalisyonuna neden güvenoyu verme gerekçelerini açıkladığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Türkeş şu gerekçelerle açıyor: '12 Eylül anayasasını değiştireceklerine söz verdiler. 12 Eylül, ülkücüler olarak bize çok haksızlık etmiş, büyük mağduriyetler getirmiştir. Ah Mamak Cezaevinin dili olsa da bize tabutlukları, C-5'leri anlatsa. Metris'in, Bayrampaşa'nın dili olsa da orada kararan hayatları anlatsa.' Buradan ah Diyarbakır Cezaevinin dili olsa da konuşsa... Diyarbakır Cezaevinin dili yok ama keşke 12 Eylül'de orada yatan bazı MHP yöneticileri, vicdanlarının sesine kulak verip, dürüştçe konuşsa. Tam 30 yıl sonra, yine bir 12 Eylül günü, işte bu işkenceler, zulümlerle, bu insanlık dışı uygulamalarla milletçe hesaplaşacağız. Gencecik ölümlerle, zamansız vedalarla, 17 yaşındaki çocukları yağlı urgana taşıyan zihniyetle hesaplaşacağız. Gencecik yaşında haksız bir şekilde idam edilen Mustafa'nın 'Allah'tan bulurlar' dediği gün işte 12 Eylül 2010 günüdür."
"12 Eylül aynı zamanda bir iade-i itibar olacak"
Başbakan Erdoğan, 12 Eylülün, aynı zamanda bir iade-i itibar olacağını belirterek, MHP, CHP ve BDP'ye gönül verenlerden referandumda "evet" beklediğini söyledi. Başbakan Erdoğan, "Yıllarca 12 Eylül mağduru solcuları istismar eden CHP, 12 Eylül ile yüzleşemese de biz yüzleşeceğiz. Yıllarca 12 Eylül mağduru ülkücülerin sesine kulak vermeyen MHP, 12 eylül ile hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız" dedi. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Yıllarca 12 Eylül mağdurları solcuları istismar eden CHP, 12 Eylül ile yüzleşemese de biz yüzleşeceğiz. Yıllarca 12 Eylül mağduru ülkücülerin sesine kulak vermeyen MHP, 12 Eylül ile hesaplaşamasa da biz hesaplaşacağız. Adil bir şekilde yargılanmadan, darağacağına gönderilen Necdet Adalı'nın, Mustafa Pehlivanoğlu'nun, Erdal Eren'in, sabah namazında dayakla öldürülen Hüseyin Kurumahmutoğlu'nun hatıraları karşısında alnımız ak kalırken, onlar boyunlarını bükmüş durumda kalacaklar, mahcup olacaklar."
Başbakan Erdoğan, "MHP'li kardeşlerimizden, CHP'ye, BDP'ye gönül vermiş kardeşlerimden 'evet' bekliyorum'' çağrısında bulunarak, sadece 12 Eylül ile hesaplaşmak adına değil, bir daha 12 Eylüllerin yaşanmaması için hepsinden ''evet'' beklediğini kaydetti.
"Aklın yolu birdir ve o yol ‘evet'tir"
Geçmişi kurtaramayanların çocukların geleceğini kurtarabileceklerini dile getiren Başbakan Erdoğan, geçmişin yanlışlarıyla yüzleşmeden, daha aydınlık bir gelecek inşa edemeyeceklerini vurguladı. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bir iade-i itibar bile yapamaz mıyız? İşte bu 12 Eylül bir iade-i itibar olacaktır aynı zamanda. İnanıyorum ki ülkemin tüm kadınları, kendi haklarının anayasal güvenceye kavuşması için bu değişikliğe 'evet' diyecek. Sadece kadınlar değil, erkekler de 'evet' diyecek. İnanıyorum ki ilk defa bu seçimde oy kullanacak gençlerimiz 'evet' diyecek. İnanıyorum ki özürlü yavrularımız, yaşlılarımız, şehitlerimizin dul ve yetimleri, gazilerimiz için onların avantajlı konuma yükselmeleri için 'evet' diyecekler. Fişleme gibi, insanlık, hukuk ve demokrasi dışı uygulamanın tarihe kovuşması için milletim tek yürek halinde 'evet' diyecektir. Avrupa standartlarında bir Anayasa Mahkemesi, uluslararası standartlarda bir hukuk sistemi için bütün milletim gür bir sesle 'evet' diyecektir. Buna inanıyorum. Üstünlerin hukukuna son verip, hukukun üstünlüğüne egemen kılmak için halkımız güçlü şekilde 'evet' diyecektir. Tüm memurlarımız ve aileleri, memurlara toplu iş sözleşmesi hakkı tanınması için 'evet' diyecektir, emeklilerimiz bu toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmek için 'evet' diyecektir. İşçilerimiz, aileleri, yakınları sendikal, grev hakkı için 'evet' diyecektir. Esnaf, tüccar, sanatkarımız, hükümetin ekonomik ve sosyal politikalarında söz sahibi olabilmek için 'evet' diyecektir. Burada aklın, mantığın yolu birdir ve o yol 'evet'tir."