Bugün Tavsiye Ettiğimiz Köşe Yazarları (28 Temmuz 2010)
1. Atılgan BAYAR (Akşam 28 Temmuz 2010)
Sorması ayıp; medya ensest, tecavüze niçin şaşırıyor?
Medyanın ensest ilişkilere, pedofiliye, tacizlere şaşırmasını ağzım açık izliyorum.
Yahu aile içi ilişkilerin, ensestin ballandıra ballandıra, uzun uzun anlatıldığı birkaç dizi bilmem kaçıncı zafer haftasında değil mi bu ülkede?
Yahu daha düne kadar, çocukları dansöz gibi giydirip göbek attıran bir yarışma programı yok muydu? Hani eleştirdik diye tutuculukla suçlanmıştık?..
Yahu sabah programlarında kimin eli kimin cebinde, kim kimle hangi akrabalık bağları içinde seks yapıyor, her gün anlatılmıyor mu bu televizyonlarda?
Yahu daha dün, atların cinsel hayatından bir tecavüz haberi uydurup, bir atın gözü bantlı görüntüsünün önünde kahkahalarla yayın yapmadı mı bu televizyonların hisli sunucularından biri?
Sonra da bu yayınlardan tamamen bağımsızmış gibi konuşuyor medya abileri, medya ablaları:Devamı...
2. Tarı TOROS (Bugün 28 Temmuz 2010)
Her şeyle vurun ama uçakla vurmayın!
Başbakan'ın referandum gezisinde Ana Uçağı'nı ve devlet imkânlarını kullanması eleştiriliyor. Öyle ki, CHP lideri, "Başbakan otobüse, dolmuşa biniyor mu" diye soruyor, safoş halkımız da alkış tutuyor. Sanki kendisi partiye dolmuşla gidip geliyor!
Allah aşkına... Halkın içinde olmak, halk gibi yaşamak otobüse, dolmuşa binmekle mi başlıyor?
Salaklaşmamak lazım... Halk başka bir şeydir. Otobüse, vapura binmekle, Akbil taşımakla halkın içinde olunmaz! Politikacılar, sanatçılar, bürokratlar, askerler, polisler, hatta gazeteciler halkın içinde olabilirler ama halk değildirler. İsteseler de olamazlar... Halk mahallesinde oturup halk meyhanesinde içebilir, halk vapuruna binebilirler ama halk gibi hissedemezler...
3. Hadi ULUENGİN (Hürriyet 28 Temmuz 2010)
12 Eylül ve siyasetin intiharı
BAZEN siyaset sınıfı intihar eder. Kolektif olarak eder. Tıpış tıpış mezbahaya gider.
İşte 1975 – 1980 yılları arasında Türkiye siyaset sınıfının yapmış olduğu şey de budur!
YUKARIDA “sınıf” derken demokrasilerde mevcut olan politika erbabını kastettim.
İşte o erbap bazı dönemlerde, her hangi bir dış dayatmadan dolayı falan değil sırf iç organizmasındaki aktörlerin körlüğünden, partizanlığından, basiretsizliğinden, inatçılığından vs. ötürü kamayı kınından çeker ve hançeri karnına saplayarak hara-kiri yapar.
Üstelik Japon yazar Mişima'nın ünlü “seppuku”su gibi ritüel ve kaidelere de uymaz.
Bıçağı kendi böğrüne indirmeden önce bir de sağını solunu yara bere içinde bırakır
Tıpkı, 11 Eylül 1980 gecesine dek Türkiye siyaset sınıfının tümüyle yaptığı gibi!
Tıpkı, oluk oluk akan kana rağmen bir kifayetsizin “bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz” diye meydan okuması; diğer kifayetsizin ise “solculuk” (!) adına ülkeyi uçuruma, iflasa ve kaosa sürüklemesi zaten bir yana, aylarca ve aylarca cumhurbaşkanı bile seçemeyen Demirel'lerin, Ecevit'lerin, Erbakan'ların, Türkeş'lerin intihar yöntemi gibi!Devamı...
4. Akif BEKİ (Radikal 28 Temmuz 2010)
Yaş işler, kışkırtıcı provalar
YAŞ’tan Balyoz’a, referandumdan öfke patlamalarına kadar, gündem bulanıklaştı yine.
Gerçekler,
sis perdesinin ardına saklandı sanki.
Neler oluyor sahiden?
Samimi bir hakikat arayıcısı iseniz, kafa karışıklığınızı giderecek bir önerim var.
Gelin, lafı eğip bükmeden ‘evet’
ya da ‘hayır’ diyelim.
***
Soru: Balyoz tutuklamalarının Yüksek Askeri Şûra’yla doğrudan bir ilgisi sabit midir?
Cevap: Hayır.
Soru: 102 emekli ve muvazzaf askerle ilgili yakalama emrinin YAŞ’tan hemen önceye denk gelmesi, siyasi bir hamle değil midir?
Cevap: (Akla şüphe davet etse de) Hayır.
Soru: Sanıkları tutuklu yargılama ısrarının hukuki gerekçeleri, iktidar kanadını tatmin etmişe benziyor mu?
Cevap: (Açıklamalarına bakılırsa), Hayır.
Soru: İşin içinde bir YAŞ hesabı bulunmadığından emin olmak
mümkün mü?
Cevap: Hayır.Devamı...
5. Ergun BABAHAN (Star 28 Temmuz 2010)
Kemal Bey sen niye destek oldun ozaman
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 27 Nisan e-muhtırasının AK Parti’ye destek vermek için Yaşar Büyükanıt ve Erdoğan tarafından tezgahlandığını iddia etmiş.
Fazlaca uçuk bir teori.
Ama hadi diyelim ki, doğru.
O zaman sormazlar mı adama, sen niye o muhtıranın arkasında durdun?
CHP’nin muhtırayı haklı ve doğru bir tepki olarak gördüğünü unutmadık herhalde.
Niye askerin talimatına uyup 367 gibi bir saçmalığı Anayasa Mahkemesi’ne götürdün?
Ve sen Sayın Kılıçdaroğlu o başvuruyu neden imzaladın?
O siyaseti belirleyip uygulamaya koyanlar şimdi partinde en güçlü adamlar.
27 Nisan’da da öyleydi...
Siz de gizliden gizliye AK Parti’yi destekliyorsunuz da, bizim haberimiz mi yok acaba...
Bunlar bayat numaralar.Devamı...
6. Hakan ALBAYRAK (Yeni Şafak 28 Temmuz 2010)
"Vur vur inlesin, PKK Ergenekon sevinsin"
İnegöl denince içim açılırdı. Türk'üyle, Gürcü'süyle, Boşnak'ıyla, Arnavut'uyla, Kürt'üyle tam bir Osmanlı esenlik beldesi gelirdi aklıma. Birkaç sarhoş ve serserinin bu imajı bir anda bozabileceğini, İnegöl'ün birdenbire "iç savaş manzaraları" ile anılır hale gelebileceğini aklımın ucundan bile geçirmezdim.
Televizyon haberlerinde gördüğüm barbarlık kanımı dondurdu. Bir kaşık suda fırtına kopararak İnegöl'ü aşk ve şevk ile ateşe veren bu meczuplar neyin nesi, kimin fesi? Nereden çıktı bunlar? Ne yaptıklarını sanıyorlar?Devamı...